DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE YAMAÇ PARAŞÜTÜ
1900’ların
başında, Wright kardeşler başarılı ilk uçuşlarının yanında birkaç parça perde
kumaşından yaptıkları bir tür uçurtmayla başka bir havacılık olayına da öncülük
etmişlerdir. Daha sonraları esnek yapıya sahip kanatlar üzerinde çalışma ve
deneyler yapılmış, 1948’de basit yelken kanatlar ortaya çıkmıştır. Bu
çalışmalar sırasında kanatların bir bot, araba ya da bir kişi tarafından yerden
kaldırılması önemli bir gelişmeydi.
1961’den sonra
kendi şişebilen ve süzülerek uçan paraşüt düşünülmeye başlandı. 1968’de koşarak
ya da ayakta kalkış üzerinde makale ve el kitapları yayınlandı. Bununla beraber
1980’lere kadar paraşütle yamaçtan düzenli olarak koşarak kalkış yapılmadı. İlk
olarak Fransa ve İsviçre Alp’lerindeki bir grup dağcı, yelken kanat pilotlarına
özenerek dik yamaçlardan koşarak kalkış yapmaya başladılar. Böylece yamaç
paraşütçülüğü dalında ilk uçuşlar gerçekleşmeye başladı. Giderek yaygınlaşan
yamaç paraşütü, Antartika dışında bütün kıtalarda, dağlarda rengârenk
görüntüler oluşturmaya devam ediyor.
İlk yamaç
paraşütleri, uçaktan yapılan serbest atlayış paraşütlerinin açılışı sırasındaki
basınca dayanıklılığına göre dizayn edildi. Ancak daha sonra bunun gerekli
olmadığı görüldü ve kubbeler hava geçirmez kumaştan üretilmeye başlandı. Çok
kısa bir süre sonra yamaç paraşütleri kökenleri olan serbest atlayış
paraşütlerinden çok farklı bir yapı kazandılar ve yüksek kaldırma gücüne sahip
aerofoil yapıyla birlikte daha geniş kanat açıklığıyla yelken kanatlara şekil
olarak benzemeye başladılar.
Bu gelişmeye
paralel olarak eğitim-öğretim programları düzenlendi. Termik ve yamaç rüzgarı
kaldırıcılarını kullanarak uzun mesafe uçuşları gerçekleştirildi. Yamaç
paraşütlerinin gelişmesine paralel olarak masraflar ve öğrenmek için geçen süre
de arttı.
Hızlı gelişmeyle
beraber çeşitli ciddi kazalar da olmuş, yüksek emniyet ve performansı arttırmak
amacıyla üreticiler her yıl yeni gelişmelerle yamaç paraşütleri üretip bunları
teste tabi tutmaya başlamışlardır.
Bugün yamaç
paraşütçülüğü en ucuz ve hafif hava aracı ve doğayla iç içe olmasından dolayı
geniş bir kitle tarafından tutulup sevilmiş ve dünya sanayi ürünü konumuna
gelmiştir.
Türkiye’de
yamaçtan koşarak uçuş denemeleri, 1985’te ilk olarak serbest atlayış
paraşütleri ile yapılmış, 1988’den itibaren yamaç paraşütleri sınırlı bir kitle
tarafından ferdi olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1990’lı yıllarda bu spor
üniversite kulüplerinin öncülüğünde yayılmaya başlamıştır.
Günümüzde 11
üniversite havacılık kulübünün, 10’dan fazla havacılık derneğinin ve özel
eğitim kurumlarının tanıtım ve eğitim faaliyetleriyle Türkiye’de yamaç paraşütü
yapan sporcu sayısı 2000’i geçmiştir.
Türkiye’de
federasyonun bulunmaması bu sporun yayılması açısından büyük bir dezavantajdır.
Son birkaç yıldır üniversite kulüplerinin ve derneklerinin çabalarıyla
federasyon oluşumunun temelleri atılmaktadır. İstanbul Üniversitesi Havacılık
Klubü de bu oluşum içerisinde bulunmaktadır.